Yüzeysel bakıldığında bohem bir edebi kişilik gözükmekte olsa bile Nilgün Marmara 'nın şiirleri ve düz yazıları bizi dışarıda bırakmak istemiyordu. Ne olursa olsun kim kalırsa kalsın o sadece yalnız olduğunu biliyordu. Bu yüzden kendini anlatmanın naif tarafı ve en kırgın tarafı şairsel kimliği ile örtülü şiirleriydi.

Çoğu insana göre anlaşılması bir o kadar zor bir ruhtu. O yazdığı her bir cümlede özgür, hiç bir açıdan sorumlu değildi. Bana kalırsa spiritüalist bir yazardı. Şiirleri ve düz yazılarında oldukça cesurdu. Edebi kişiliğini bir tarafa bırakırsak Nilgün olarak etkilendiği Sylvia Plath düşünce yapısına oldukça dostçaydı.

13 Ekim 1987 yılı henüz yirmi dokuz yaşında intihar ettikten sonra ailesi ve en yakın arkadaşlarının payı olduğu Nilgün Marmara'yı anlama adı altında onun ölmeden önce yazdığı günlüklerini kitap hâline getirdiler.

CaserePavese 'nin " Yaşam Uğraşı "

Tezer Ölü  'nün "Kalanlar" ının aksine kitaplaştırmak için yazmamıştır. Son baskını Telas Yayınları 2000 yılında basılmış bir kitaptır.

Bazıları ölüme daha çok yaşayarak çalışır, bazıları ise daha çok yazarak çalışır ölüme. İlkinin yaşaması, ikincinin yolculuğu uzun sürer. Haydar Ergülen'in arkadaşı Nilgün Marmara için kaleme aldığı bir yazı.

Kırmızı Kahverengi Defter, Nilgün Marmara

Biliyorum, bir gün dayanamayacak küçük kalbim. Arkamı dönüp güvendiğim ve inandığım her şeye veda edeceğim.

Kırmızı Kahverengi Defter, Nilgün Marmara

Sayfa 85

Beni hiç bir ışığın altında göremeyecek o!

Bildiği hiçbir ışığın.

Kırmızı Kahverengi Defter, Nilgün Marmara

Nereye gittiğini bilmiyorsan, derin bir bağın yok demektir. Olsaydı öğrenirdin.

Biz niye kendi zamanlarımızı yaşayamıyoruz?

Niye hep başka zamanlar ve hep başka kendimiz?