Milletimiz tarih boyu büyük zaferler kazandığı gibi çok büyük badireler atlatmıştır. Zaferlerimizden gururla bahsetmeyi severiz, çünkü biliriz ki her zafer sonrasında bulunduğumuz yerler eskiye kıyasla daha huzurlu bir yere dönüşmüştür.
Çok geçmişe gitmeden bundan bir veya iki insan ömrü geriye dönüp baksak, bugün perişan bir halde bulunan Ortadoğu coğrafyasının yüz yıllar boyunca nasıl bir düzen içinde yönetildiğini görebiliriz.
Zaferlerimiz aksine badirelerimizden bahsetmeyi ise kendimize yediremeyiz. Bu ise büyük milletlerin asaletinden gelir. Mesela 1912-13 yıllarında gerçekleşen Balkan Harbi’nde yaklaşık 600 binin üzerinde vatandaşımız can verirken, 1 milyona yakın vatandaşımız 7-8 ay gibi bir sürede yerinden yurdundan edilerek Rumeli’den Anadolu topraklarına sürülmüştür.
Onca acıya rağmen gözünü kan bürüyecek şekilde kimseye kin gütmeyen Türk milleti, bağrına taş basarak 29 Ekim 1923 günü tarihte yeni bir sayfa açmış, koca devletten eline kalan son vatan parçası Anadolu’yu ne pahasına olursa olsun terk etmemek üzere yemin etmiştir.
Bu yeminin adı Türkiye Cumhuriyetidir!
Atatürk güçlüyken de zor durumdayken de kendine has bir yol tutan milletimizi tek cümle ile şöyle özetlemiştir:
“Türk milleti’nin karakteri yüksektir.”
Nasıl ki bu yüksek karakter memleketimizi işgal etmek isteyenlere Sakarya’da, Dumlupınar’da, Kocatepe’de geçit vermediyse, bugün de gerek devletin gerek sivil halkın oluşturduğu kurum ve kuruluşları kendi çıkarları için işgal etmek isteyen karaktersizlere de asla geçit vermeyecektir.
Nemlenmesi ile etrafındaki kokuları üstüne çeken tuz kokabilir.
İçine lağım atığı karışırsa sular çürüyebilir.
Yeri gelir taş kırılır, tunç bile damla damla eriyebilir!
Ancak Peygamber (s.a.v.) duası almış Türk milleti ve Türklük ebedidir!
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun!
Ne mutlu Türk’üm diyene!

Yorumlar 0 yorum