Prof. Dr. Mustafa Koç
Ağlamak Acı Çekmek Değil, Acıdan Kurtulmanın Tek Yoludur; Ne Olur Çocukların Ağlamasına İzin Verelim
Günümüzde çocukların yaşadığı eğitsel, sosyal ve psikolojik sorunların temelinde, çocuk yetiştirme sürecine bakış açımızdaki büyük bir yanılgı yatıyor. Toplum olarak ağlayan bir çocuk gördüğümüzde onun o an acı çektiğini ve bu acıyı durdurmak için onu susturmamız gerektiğini düşünüyoruz. Oysa gerçek tam tersidir: Çocuk, hissettiği acıdan kurtulmak için ağlar. Ağlamak bir sorun değil, bir boşaltım ve iyileşme mekanizmasıdır.
Zaman Ayrılan Çocuk, Sağlam Bir Kimlik
Çocuk yetiştirmek, "zaman buldukça" yapılacak bir iş değil; bilakis zaman ayırarak yapılması gereken bir durumdur. Çocuk; kendisiyle ne zaman, kimin ve ne şekilde ilgileneceğini öngörerek, umut ederek ve bu umuduna kavuşarak büyürse sağlam bir benlik duygusu oluşturabilir.
Maalesef çocukların doğal iyileşme yöntemleri olan ağlama, gülme ve öfkelenme gibi tepkiler ellerinden alınıyor. Ağlayan çocuk susturulmaya, gülen çocuk suçlanmaya, öfkelenen çocuk ise cezalandırılmaya çalışılıyor. Bu baskı ortamında büyüyen çocuklarda, bastırılan duyguların yerini tutan "kontrol kalıpları" yani "duygusal koltuk değnekleri" oluşur.
Tehlikeli Koltuk Değnekleri: Kontrol Kalıpları
Çocuk hissettiği acıyı ağlayarak dışa vuramadığında, zihin ve beden bu acıyı bastırmak için şu mekanizmaları geliştirir:
· Oral Bağımlılıklar: Ağladığında ağzına yiyecek veya emzik verilen çocuk, ileride boşluk hissini yemekle, sigarayla veya sürekli bir şeyler çiğneyerek doldurmaya çalışır. Bu durum yetişkinlikte obezite ve bağımlılıkların kapısını aralar. Yemek, sigara vb. durumların hepsi bir duygu düzenleme aracına dönüşür.
· Nesne Bağımlılığı ve İstifçilik: Duygularını bastırmak için bir battaniyeye veya oyuncağa aşırı bağlanan çocuk, güveni kendi içinde değil dışsal nesnelerde arar. Bu, ileride eşyalara aşırı anlam yükleme ve yalnız kalma korkusuna dönüşür.
· Fiziksel Gerilim ve Hiperaktivite: Bazı çocuklar acıyı hissetmemek için bedenlerini kasarlar. Bu durum yetişkinlikte kronik ağrılara, işkolikliğe ve sürekli bir meşguliyet arayışı içinde olmaya (yerinde duramama) neden olur.
· Ritmik Uyuşma ve Takıntılar: Ağlaması engellenen çocuklarda görülen başını sallama veya vurma gibi davranışlar, kaygıyı ritmik hareketlerle uyuşturma çabasıdır. Bu kalıp, ileride obsesif-kompulsif (OKB) davranışlara zemin hazırlar.
· Dijital Uyuşma: Televizyon ve tablet, çocuğu edilgenleştirerek iç dünyasındaki karmaşadan kaçmasını sağlar. Bu koltuk değneğiyle büyüyenler, yetişkinlikte sosyal medya bağımlısı ve karar verme güçlüğü çeken bireylere dönüşürler.
Son Söz: Doğal İyileşmeye İzin Verin
Çocukların ağlamasına, gülmesine ve öfkesini sağlıklı bir şekilde dışa vurmasına izin verelim. Onların bu doğal iyileşme yollarını ellerinden almazsak; kendiyle barışık, üretken ve psikolojik sağlamlığı yüksek bir neslin temellerini atmış oluruz. Unutmayın, susturulan her çığlık, ileride başka bir bağımlılığın sesi olacaktır.
