Kartal Türk
Ramazan Ayının Kazandırdıkları
Sabretmeyi gerçekten öğrendik mi, yoksa sadece aç kalmayı mı sandık?
Paylaşmanın kıymetini bildik mi, yoksa yine kendimize mi sakladık?
Fakirin, fukaranın hâlini hissedebildik mi gerçekten?
Yoksa bir ay boyunca görüp, sonra yine unutanlardan mı olduk?
En büyük servetin sağlık olduğunu yüreğimizde hissettik mi?
Oruç tutmanın ne büyük bir lütuf, ne derin bir arınma olduğunu anlayabildik mi?
Bir pide kuyruğunda beklerken sabrı,
Bir sofrada ezanı beklerken huzuru,
Sevdiklerimizle aynı lokmayı paylaşırken şükrü yaşayabildik mi?
Komşumuzu hatırladık mı, kapısını çaldık mı?
Şehrimize, ülkemize karşı sorumluluğumuzu düşündük mü?
Savaşların, felaketlerin, yanı başımızdaki acıların ortasında
Devletimizin, huzurumuzun, güvenliğimizin kıymetini bildik mi?
Her gün bitmeyen bir telaşla koşturduğumuz hayatın,
Aslında ne kadar geçici ve ne kadar anlamsız bir acele olduğunu fark ettik mi?
Dünyanın sonsuz olmadığını,
Ölümün kaçınılmaz bir hakikat olduğunu,
Bitmeyen hırslarımızın ve dünya malına olan bağlılığımızın
Bizi nasıl yorduğunu ve tükettiğini görebildik mi?
Peki…
Ramazan ayından heybemize ne kattık?
Bir ayın sonunda sadece açlığı mı,
Yoksa sabrı, merhameti, şükrü ve insan olmanın derinliğini mi taşıyoruz?
Uyananlardan, hissedenlerden, anlayanlardan olmak dileğiyle…
Bayramınız kutlu olsun
Sevgiyle, sağlıkla kalın.
