Kartal Türk
YENiLİK
Bir ülkenin geleceğini şekillendirecek olan çocuklar ve gençlerdir. Onların eğitimini, karakter gelişimini ve toplumsal bilinçlerini sağlam temeller üzerine inşa etmek ise hepimizin ortak sorumluluğudur.
Çağın gerektirdiği bilimsel ve teknolojik gelişmelere uygun eğitim verirken, gençlerimizin milli ve manevi değerlerinden kopmamasını da sağlamak zorundayız. Ancak bunların da ötesinde; sorgulayan, eleştirel düşünebilen, akıl yürüten ve çözüm üretebilen nesiller yetiştirmek mecburiyetindeyiz. Gençler hukuka ve devlete güvenmeli, yarınlarına umutla bakabilmelidir.
Ne yazık ki bugün ülkemiz, nitelikli insan kaynağı konusunda ciddi bir sorun yaşamaktadır. Bürokrasiden sanayiye, akademiden iş dünyasına, siyasetten toplumun her alanına kadar liyakat sahibi, donanımlı insan ihtiyacı her geçen gün daha fazla hissedilmektedir.
Bunun en önemli sebeplerinden biri de siyasetin; bilgi, birikim ve ideal sahibi insanların değil, çoğu zaman ekonomik gücü olanların veya servetini artırmayı hedefleyenlerin alanı hâline gelmesidir. Bu nedenle memurlar, işçiler, çiftçiler, gençler ve eğitimli insanlar siyasetten ya uzak durmakta ya da çeşitli nedenlerle uzak tutulmaktadır.
Oysa güçlü devletler, nitelikli insanlarını dışlayan değil; onları yönetime, karar alma süreçlerine ve siyasete dâhil eden devletlerdir. Türkiye’nin geleceği de ancak liyakati esas alan, adaleti önceleyen ve gençlerine güven veren bir anlayışla inşa edilebilir.
Herhangi bir ekonomik sistemi ya da siyasal doktrini okuyup anlayan yok; herhangi bir yönetim modelini bilen de yok. Buna rağmen, siyaset yaptığı veya bir makam işgal ettiği için kendisini önemli bir devlet insanı sananların sayısı oldukça fazla.
Bugün Türk siyaseti, bilgiyle değil; cehalet, kibir ve liyakatsizlikle şekilleniyor. Sonra da dönüp iktidarı ya da muhalefeti suçluyoruz. Oysa asıl sorun, insan kalitesindeki düşüştür. Kalite olmayınca; sağlıkta, eğitimde, hukukta ve çalışma hayatında kalıcı, bilimsel ve yapısal politikalar üretmek de mümkün olmuyor.
Ülkenin sorunlarına fanatizmle ya da ideolojik körlükle yaklaşılmaz. Partilerin yeni ya da eski olması da tek başına hiçbir anlam ifade etmez. Asıl ihtiyaç; günü kurtaran sloganlar değil, yapısal reformlar ve toplumsal sorunlara cesur, gerçekçi çözümler üretebilecek bir devlet aklıdır. Bunun için de entelektüel birikime sahip, yetişmiş, üreten, sorgulayan ve yenilikçi insan kaynağına ihtiyaç vardır. Siyasetin değeri, temsil ettiği sloganlarla değil; ortaya koyduğu fikir, kadro ve çözüm kapasitesiyle ölçülür.
Selam ve Saygılarımla
