HaberHendek.Com Reklamları HaberHendek.Com Reklamları HaberHendek.Com Reklamları HaberHendek.Com Reklamları
Beyhan Kocamanel

Beyhan Kocamanel

SİZE DE HAYYE ALE'L-FELÂH HATİPOĞLU

Yazar: Beyhan Kocamanel
Tarih:
Okunma: 244
Yorum: 0
Yazı Boyutu:
Paylaş:

 "Hayye ale'l-felâh..."(Kurtuluşa gelin.)

Günde beş kez semaya yükselen bu çağrı, insanoğlunun en eski meselesi, sözde modernizmin etkisiyle her gün içi biraz daha boşaltılan insan ruhunun aslında tam olarak neye kulluk ettiği konusuna yine bir yerlerinden dokunmuş olmalı belli ki. 

Ne yazık ki içinden geçmekte olduğumuz bu çirkin çağın insanı; teknoloji, tüketim, gösteriş, şaşa derken  bitmek bilmeyen dünyevî meşguliyetlerin içersinde öylesine kayboldu ki artık ona "dur, yavaşla" diyen her sesi kendine ve yaşam şekline bir tehdit olarak algılar hale geldi.


Günlerdir gündemi meşgul eden malum mevzuyla ilgili olarak ezanın rahatsız ettiği asıl şeyin kulaklar olmadığını tahmin etmeyen yoktur diye düşünüyorum. Aslolan,bir şekilde kurulmuş olan sahte konfor düzenlerine dışardan gelebilecek en ufak bir müdahalenin ruhlarında yarattığı o derin huzursuzluk hissinden başkası değil.

  

Konuyu etraflıca bir düşünmeye ne dersiniz...


Saatler boyu süren yüksek sesli müziğe,  alkış, reklam ve beğeniler derken gece hayatının tüm çirkin ve anlamsız gürültüsüne kendinden geçmiş kalabalıkların yerli yersiz her türden tezahüratlarına anlayış gösterebilen bir insan, sizce birkaç dakikalık ezan sesini neden tahammül edilemez bulur?


Neden mi? Çünkü ezan bir eğlence değildir!


Ezan bir çağrı, ezan bir hatırlatmadır.

''Allahu Ekber'' diyerek Allahın en büyük olduğunu,

Hayatın yalnızca dünya işlerinden ibaret olmadığını,

Ölüm ve ahiretin de var olduğunu anımsatmadır.

Bu uyarı; biz şaşırmaya en kolay meyleden insanoğlu için kulluk bilincini günde beş vakit işlerken beynimize, işte tam da bu meylimizdendir tahammülsüzlük, Ezan-ı Muhammediye' ye...   


 "Hayye ale'l-felâh" çağrısı, yalnızca namaza değil; biz insanoğlunun özüne dönmesine bir davettir aslında . Dünyanın merkezinde olmadığımızı, ölümün de var olduğunu,insan için hesabın bulunduğunu, hayatın yalnız zevk, eğlence, nefs ve şaşadan ibaret olmadığını hatırlatır bizlere...İşte bazılarımızın tahammül edemediği şey tam da bu rahatsızlık durumudur.Dünyanın geçici telaşıyla öylesine hemhâl olmuşlardır ki; kendilerini uyandırmaya çalışan sesler bu insanlar için birer tehdittir. Psikolojide de yeri olan bu derin rahatsızlık hissiyatının temelinde yatan asıl düşünce de yine kişinin kendi yaşam tarzıyla çelişen herhangi bir uyaranla karşılaşması halinde çoğu zaman kendisini sorgulamak yerine en etkili yol olan uyarıcıyı susturmayı tercih etmesi durumudur. Burada vuku bulan sorun cami hoperlörüne yakın bir noktada dahi en fazla 70 ila 90 desibel arasında hissedilen ezan sesinin şiddeti değil,ne yazık ki o sesle verilen mesajın kalplerimizdeki karşılığıdır. 



Ezanın çağrısı;'' sen bir fanisin, dur, yavaşla, hisset, düşün '' derken, sözde modern dünya aksini söyler bizlere; ''durma,düşünme, hissetme, yalnızca anı yaşa, hatta sonsuzmuşsun gibi yaşa ve tüket'' der. İşte tam da bu yüzden mesele birkaç dakikalık ses meselesi değil, mesele kalplerimizdeki iki çağrının birbiriyle ölümüne çatışmasıdır.


Bir yanda hakikate çağıran bir ses, diğer yanda ise yalnızca dünyevi zevklere bağlayan diğer sesler...Ve insan, hangisine kulak vereceğine karar verirken aslında aynı zamanda kim olduğunu da seçendir.


Peki şimdi bunca ciddiyetin üzerine yazıyı gülerek mi yoksa ağlayarak mı sonlandırmalı acaba?

Sahnede şarkı söylerken başlayan ezan sesinden rahatsız olup ''bu ülkede böyle şeyler de oluyor''diyerek ne yazık ki ağzından çıkan sözlerin ağırlığını taşımaktan uzak, toplumu birleştirmek yerine gererek,kutuplaştırmaya yönelik söylemlere imza atan ham müsvedde bir temsilcinin soyadının Hatipoğlu olması da apayrı bir ironi oldu hepimiz için tabi. Hatipoğlu soyadının kökünde yer alan hatip kelimesinin manası tam olarak ; Sözü yerinde ve hikmetle söyleyebilen kişi demektir.Yani hatip  kelimesi sadece konuşan değil,konuşmayı bilen, sözün ağırlığını taşıyabilen kişi anlamlarına da gelmektedir...Tam da bu manadan mütevellit; umarız ve dileriz ki bundan böyle yaşadığınız toplumun değerlerini hedef almadan, soyadınızın hakkına yakışır şekilde ağzınızdan çıkan sözün anlamını ve tabii ki bununla birlikte sorumluluğunu da bundan böyle bilebilirsiniz, isminizi ürettiklerinizle değil de  kötü bir ironi ile toplum olarak ilk kez işittiğimiz çok sayın şarkıcı hanımefendi. İnşallah size de ''Hayye ale'l-felâh...''

Yorumlar

Lütfen aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
  • Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
  • Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
  • Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
  • Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
  • Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
  • Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
  • Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
  • Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.