Kaan Koç
Osmanlı’da NATO Zirvesi
Son zamanlarda ülkemizin gündeminde 7-8 Temmuz’da gerçekleşecek NATO zirvesi var. Dünya liderlerinin Ankara’daki toplantısını bizler günler önce konuşmaya başladık. Haberlerde ve sosyal medyada sürekli karşımıza bu toplantı çıkmakta. Öyle ki Ankara sokaklarında yapılan yol çalışmalarını dahi ezberlemiş durumdayız. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un yürüyüş rotasını bile uzun uzun konuştuk. Hatta iletişim bakanlığı bu konuyla alakalı bir açıklama dahi yaptı. Peki bu toplantının geçmişte bir örneği var mı? Yoksa dünya liderleri ilk defa mı bu topraklara geliyor? Şüphesiz ki daha önce de benzer toplantılar yapıldı. Hatta bu toplantılardan birine Osmanlı İmparatorluğu ev sahipliği yaptı. 1876 yılının sonlarında Avrupa’nın devleri, İstanbul’da buluştu. Toplanılma sebebi ise esasen, Osmanlı İmparatorluğu’nun, Sırp kuvvetlerini mağlup etmesiydi. Rus hükümeti, galip Osmanlı’ya verdiği ateşkes ültimatomuydu. Osmanlı İmparatorluğu ateşkesi kabul etmezse, Rus büyükelçiliği İstanbul’dan çekilecekti. Rus tarafı, Osmanlı’nın cevabını beklemeden ordusunu savaşa hazırlamaya dahi başlamıştı. Rusların ateşkes teklifi, Osmanlı tarafından kabul edilse de İngiliz Hükümeti olaya dahil olup konferans çağrısında bulundu. Osmanlı, İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya, Almanya, AvusturyaMacaristan temsilcileri 1876 yılının Aralık ayında İstanbul’da bir araya geldi. Pek tabii ki Avrupalı devletlerin amacı, barışı sağlamak değildi. Öncelikle Sırp kuvvetlerini mağlup etmiş Osmanlı İmparatorluğu’nun ilerleyişi durdurulmalıydı. Daha sonra Balkanlar’daki Hıristiyan milletlerin haklarını savunmak bahanesiyle, Sırbistan ve Karadağ’a toprak kazandırılmalı, Bulgaristan’ın sözde özerk bir yapıya dönüştürülmeliydi. Hatta Osmanlı’dan koparılıp, özerk hale getirilecek olan Bulgaristan’a atamaları ise Avrupalı devletler yapacaktı. Toplantının ilk oturumunda dışarıdan top sesleri duyulmaya başlandı. Top atışlarının nedenini anlatacak olan kişi ise Saffet Paşa olacaktı. Saffet Paşa salondakilere, duydukları top seslerinin Kânûn-ı Esâsî isimli anayasanın ilan edilmesinin şerefine olduğunu açıkladı. Anayasa ilan edildiğine göre bu toplantıya ihtiyaç kalmadığını söyledi. Zira Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan Müslüman ve Hıristiyanların güvenliği Osmanlı sultanının güvencesindeydi. Avrupalı temsilciler şaşkınlıklarını bir kenara bırakıp, taleplerinde diretmeye devam ettiler. Osmanlı tarafı ise bu taleplerin, bağımsız bir devlet tarafından asla kabul edilemeyeceğini, Avrupalı temsilcilerin bu talepleri konuşmaya dahi yetkilerinin bulunmadığını söyledi. Lakin Osmanlı İmparatorluğu’nun uğraşları ve söylemleri gözardı edilmekteydi. 1827 yılının Ocak ayında toplanan Osmanlı devlet erkanı, bu teklifleri kabul etmenin imparatorluğun onuruna yapılmış bir hakaret olacağına karar verdi. Onlara göre savaşmak ve kaybetmek, bu teklifleri kabul etmekten çok daha onurlu bir hareket olacaktı. Osmanlı İmparatorluğu’nun bu tutumu sayesinde, talepler değiştirildi ve kabul edildi. Anlaşmaya göre Avrupalı devletler, Anayasa uygulamasını ve Balkan vilayetlerindeki gelişmeleri takip edecekti. 20 Ocak Tarihinde konferans son buldu. Zira biten konferans yerini OsmanlıRus harbine bırakacaktı. Osmanlı İmparatorluğu’nun daha onurlu olduğunu söylediği savaş, kısa bir zaman sonra kapısını çalacaktı.
