Kemal Aslan
ÖFKEDEN DEĞİL YORGUNLUKTAN
Gökyüzüne bakmak,
insana ne kadar küçük olduğunu
hatırlatan en derin aynalardan biri....
Hayat ise
Her anı ilk defa yaşıyormuş gibi
HAYRETLE,
son defa yaşıyormuş gibi
KIYMETLE
karşılayabildiğimizde zaman
başka türlü akıyor.
Sınanmamış bir hayatla
takvalı ve imanlı olmayı
satanlardaki temkinsizliği
iyi bilmek gerek...
Siyaset ile ilmi siyaseti bilmeden yaşamdaki tercihlerimizin sonuçları malesef umduğumuz deil bulduğumuz olur..
70 ila 75 yıl yaşayacağımız bir hayat,
herhangi bir partiye,
futbol takımına vs.
kendini adamak için çok kısa değil mi?
İnsanların çizdiği siyasi ve coğrafi
sınırlar insanları oyalamak ve hayatı
yaşanamaz kılmaktan başka neye
yarıyor?
..Fazla kaptırıyoruz.
Yaşanmamış yaşamlar biriktiriyoruz...
Kırgınlıklar dargınlıklar
Tavırlar...
Kim için kimler için ..
Sonuç makam saltanat ve "senin bilmediğin şeyler var" diye kılıfı bulunmuş minare ile işin ilmi siyaset tarafından yola devam eden seçilmişler..
Ve ....
Hani hep
"hele şu işler bir rayına otursun" deyip
bir şeylerin durulmasını bekliyoruz ya.
Aslında zaman geçince rayına oturan
bir şey yok.
Sadece insan oturmayı
öğreniyor
Rayına oturan tek şey
Direnmeyi bırakıyor,
kabulleniyoruz
...olanı ve hayatı..
Sonramı :
Bardağı taşıran son damla
öfke değil, yorgunluktur.
Çünkü insan yorulduğunda bakış
açısı değişir.
Artık açıklamaz, peşinden
koşmaz, beklemez, çabalamaz.
Eskisi kadar önemsemez.
Sadece kitabı kapatır, ışığı söndürür,
perdeyi indirir ve hikâyeyi olduğu
yerde bırakır.
......Nokta.
