Selin Özan
Bir Çocuk Kitabı Nasıl Sever
Bir çocuğa kitap okurken bazen son sayfaya hiç varamayız. Üçüncü sayfadaki küçük bir ayrıntıya takılır, resimdeki bir karaktere isim koyar ya da aynı soruyu yeniden sorar. Biz hikâyeyi bitiremediğimizi düşünürüz. Oysa belki de kitapla kurduğu ilişki tam o anda başlıyordur.
Çocuklara kitap sevdirmek istediğimizde aklımıza çoğu zaman bir
okuma düzeni kurmak gelir. Her akşam belli bir saatte, belli bir süre kitap
okuyalım isteriz. Bunun için zaman ayırmak elbette güzeldir. Ama bir kitabı
sevmenin tek yolu, onu baştan sona sessizce dinlemek değildir.
Bazen çocuk kitabı kendi seçmek ister. Bazen yalnızca resimlerine
bakar, bazen de aynı hikâyeyi günlerce yeniden okumamızı ister. Yetişkinler
için tekrar gibi görünen şey, onun için sevdiği bir dünyaya yeniden dönmektir.
“Bunu zaten okuduk,” demek yerine o dünyaya bir kez daha birlikte girebiliriz.
Kitaplar yalnızca okunacak metinler de değildir. Birlikte gülmenin,
merak etmenin, soru sormanın bahanesi olabilirler. Çocuk bir sayfada durup
konuşmak istiyorsa durabiliriz. Hikâyeyi kendi sözcükleriyle değiştirmek
istiyorsa onu dinleyebiliriz. Kitap, o anda ikimizin arasında açılan bir yere
dönüşür.
Bir çocuk kitabını yazarken, hikâyenin her okurun elinde başka bir
ses bulacağını düşünmek beni heyecanlandırıyor. Kimi çocuk kahramana gülecek,
kimi bir resimde oyalanacak, kimi de hikâyenin bambaşka bir sonunu hayal
edecek.
Belki çocuklara kitap sevdirmenin başlangıcı da burada: Onlardan
kitapları bizim istediğimiz gibi okumalarını beklememek. Birlikte geçirdiğimiz
zamanı sevmelerine, sayfalar arasında kendi yollarını bulmalarına izin vermek.
Çünkü bazen bir çocuk, önce hikâyeyi değil; o hikâyeyi kendisiyle
paylaşan sesi sever.
