TBMM Adalet Komisyonunda yaşanan tartışmaları ve İYİ Parti Adana Milletvekili Sayın Ayyüce Türkeş Taş’ın Milliyetçi Hareket Partimize ve Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’ye yönelik kullandığı ifadeleri üzüntüyle takip ettik.
Milliyetçi Hareket Partisi için merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş yalnızca geçmişte görev yapmış bir Genel Başkan değildir. O; ömrünü Türk milletine adamış, ülkücü hareketin siyasi ve fikrî mücadelesine istikamet vermiş, milyonların gönlünde müstesna bir yer edinmiş büyük bir dava ve devlet adamıdır.
Bugün Başbuğumuzun evlatlarının farklı siyasi partilerde siyaset yapmaları, hatta zaman zaman Milliyetçi Hareket Partisi ve Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli ile karşı karşıya gelmeleri bizim bu konudaki tavrımızı hiçbir zaman değiştirmemiştir.
Çünkü bizim anlayışımızda Başbuğ Türkeş’in evlatları, her şeye rağmen Başbuğumuzun bizlere emanetidir.
Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli de yıllardır bu hassasiyeti korumuş; siyasi görüş ayrılıklarını aile hukukunun, vefanın ve Başbuğumuza duyulan hürmetin önüne geçirmemiştir.
Ancak aynı hassasiyet ve saygının karşı taraftan da gösterilmesi gerekir.
Başbuğumuzun evladı olmak hiç kimseye Milliyetçi Hareket Partisinin tüzel kişiliğini, onun mücadelesini ve bugün o kutlu emaneti taşıyan Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’yi tahkir etme hakkı vermez.
Sayın Ayyüce Türkeş Taş’ın Genel Başkanımızın siyasi icraatlarını hedef alırken kullandığı “pislik” ifadesi, siyasi eleştirinin sınırlarını aşmıştır. Bu ifadeye karşı MYK Üyemiz ve Sakarya Milletvekilimiz Sayın Muhammed Levent Bülbül’ün gösterdiği tepki, şahsi bir öfkenin değil; liderine, partisine ve davasına yöneltilen ağır bir ifadeye karşı ortaya konulan haklı bir itirazın sonucudur
Ne var ki emanet bilmek, söylenen her söze sessiz kalmak demek de değildir.
Başbuğumuzun hatırasına gösterdiğimiz hürmet kadar, onun ardından Milliyetçi Hareket Partisinin sancağını taşıyan ve ömrünü Türk milletinin birliğine, devletimizin bekasına ve ülkücü hareketin mücadelesine vakfeden Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin hukukunu korumak da bizim namus borcumuzdur.
Sayın Milletvekilimiz Muhammed Levent Bülbül’ün ortaya koyduğu tavrın özü budur.
Burak Dalgın’ın tartışmaya sonradan dâhil olmasıyla yaşanan gerilimin de meselenin esasını gölgelemesine müsaade edilmemelidir. Hadisenin başlangıç noktası açıktır: Genel Başkanımızın siyasi mücadelesine yönelik kabul edilemez bir ifadenin kullanılması ve buna MHP milletvekilimizin itiraz etmesidir.
Biz bugün de aynı yerdeyiz:
Başbuğumuz Alparslan Türkeş başımızın tacıdır. Milliyetçi Hareket Partisi davamızdır. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli ise bu kutlu davanın lideridir.
Ama hiç kimse de Başbuğumuzun hatırasının arkasına sığınarak Milliyetçi Hareket Partisine ve onun Genel Başkanına ağır ifadeler yöneltilmesine sessiz kalacağımızı düşünmesin.
Bizim siyasetimizde vefa vardır, edep vardır, sadakat vardır. Fakat liderimize ve davamıza yönelen haksızlığa karşı susmak asla yoktur.
Bu vesileyle, TBMM’de Milliyetçi Hareket Partisinin ve Genel Başkanımızın hukukunu kararlılıkla savunan MYK Üyemiz ve Sakarya Milletvekilimiz Sayın Muhammed Levent Bülbül’ün yanında olduğumuzu açıkça ifade ediyorum.
